Marslı Filmindeki 9 Gerçek NASA Teknolojisi!

Sonbahar sezonunun en popüler filmlerinden biri olan The Martian’da gördüğümüz hangi NASA teknolojileri gerçekten var?

Andy Weir’in aynı isimli kitabından uyarlanıp Ridley Scott tarafından yönetilen ve Matt Damon’un başrolde olduğu The Martian, son ayların en popüler filmlerinden biri. The Martian, Amerikan uzay ajansı NASA gözetiminde çekildi ve ortaya bilimsel açıdan tutarlı ve gerçek teknolojilerin kullanıldığı bir film çıktı. NASA da bu teknolojileri takipçileriyle paylaştı. İşte The Martian filminde kullanılan gerçek NASA teknolojileri:

Habitat

HERA
HERA

Filmde astronot Mark Watney, Mars’ta geçirdiği süre boyunca Hab adında bir yerleşke kullanıyor. NASA, gelecekte Marsı ziyaret edecek astronotların buna benzer bir modüle sahip oması gerektiğini belirtiyor. Hatta NASA’nın Johnson Uzay Merkezi’nde Human Exploration Research Analog (HERA) adlı bir simülasyonda uzun süreli derin uzay görevleri simüle ediliyor.

HERA, derin uzaydaki yerleşke modüllerini simüle eden bir cihaz. Kendi kendine yeten bu iki katlı yapay ortam, içerisinde tam teşekkülü yatak odaları, çalışma alanları, hijyen modülü ve hava kilidi barındırıyor. Modül içerisinde görevli denekler, 14 günlük süreçlerde kendilerine verilen görevleri yerine getirmeye çalışıyor.

Bitki Tarlası

nasa-harvest-01

Günümüzde Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) belirli sayıda astronota ev sahipliği yapıyor. Yakın yörüngedeki bu astronotların gıda ihtiyacı dünyadan gönderilen kolilerle karşılanıyor. NASA’ya göre Mars’ta kurulacak koloni için benzer bir nakliye sistemi şimdilik mümkün değil. Zira NASA tarafından gönderilen gıda kolileri en hızlı 9 ay içinde koloniye ulaşabilir.

Hal böyle olunca Mars’ta hayatta kalmanın en kritik noktası, astronotların kendi besinlerini yetiştirmesinden geçiyor. Filmde Watney’in, Hab içerisinde patates yetiştirdiğini görüyoruz. ISS’te ise astronotlar, deneysel yöntemlerle marul ağırlıklı olmak üzere taze sebze üretebiliyor.

Su Geri Dönüştürme

Geçtiğimiz günlerde NASA Mars’ta su bulduğunu açıkladı. Ancak Mars’ta göl veya nehir benzeri oluşumlar bulunmadığından, gelecekte kızıl gezegeni ziyaret edecek astronotların en büyük sorunlarından biri su olacak.

Su, dünyada olduğu kadar uzayda da önemli olduğu için astronotlar bir damla sıvıyı bile ziyan etmemeye önem veriyor. NASA’nın Çevresel Kontrol ve Yaşam Destek Sistemi, suyu neredeyse her yerden geri dönüştürebiliyor. Harcanan su, Sıvı Geri Dönüştürme Sistemi’nden geçerek yeniden kullanılabilir hale getiriliyor.

Oksijen Üretimi

Konaklama, gıda ve su kadar yaşamsal olan bir diğer unsur ise oksijen. The Martian’da astronot Watney’in Hab içerisinde oksijen ürettiğini görüyoruz. Watney, oksijeneratör adını verdiği sistem ile MAV’dan (Mars Ascent Vehicle) aldığı karbondioksidi oksijene çevirmeyi başarıyor.

ISS’te ise astronot ve kozmonotlar oksijen üretim sistemini kullanıyor. Uzay aracının atmosferini yeniden işleyerek nefes alınabilir havaya dönüştüren bu sistem sayesinde ISS çalışanları oksijen ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.

Sistemin oksijen üretme yöntemi ise filmden biraz daha farklı. Elektroliz olarak adlandırılan işlemle su molekülleri oksijen ve hidrojen atomlarına ayrılıyor. Oksijen atomları atmosfere salınırken, hidrojen farklı amaçlar için ya uzaya salınıyor ya da depolanıyor.

Uzay Giysisi

Z-2 için oylama sonucu kabul edilen tasarım.
Z-2 için oylama sonucu kabul edilen tasarım.

Mars’ın yüzeyi, insanların herhangi bir koruma olmadan yürüyüşe çıkması için pek uygun sayılmaz. Bu yüzden Mars’ta gezintiye çıkmak için uygun bir giysi şart. Filmde astronotumuzu turuncu-beyaz bir giysi ile görüyoruz. Bu giysi, Watney’in bedenini Mars’ın zararlı etkilerine karşı koruyor.

NASA ise benzer bir giysiyi gerçekten üretmeyi planlıyor. Z-2 ve Prototype eXploration Suit adlı iki prototip uzay giysisi, gelecekte astronotların herhangi bir zarar görmeden Mars yüzeyinde seyahat etmesini sağlayacak. İki giysi de farklı amaçlara hizmet ediyor. Mühendisler giysilerdeki esneklik ve dayanıklılık arasındaki dengeyi sağlamak için sıkı bir şekilde çalışıyor.

Gezinti Aracı

nasa-vehicle

Gelecekteki Mars görevlerinde astronotların Mars yüzeyinde bir yıla yakın yaşamaları beklenecek. Bu süre içerisinde yapılacak keşiflerde ise özel olarak hazırlanan gezinti araçları kullanılacak. The Martian’da Watney’i gezinti aracını kullanırken gördük.

Amerikalı uzay ajansı şu anda Multi-Mission Space Exploration Vehicle (MMSEV) adlı bir araç üzerinde çalışıyor. Uzay aracında kullanılacak teknolojiler, MMSEV’in asteroidlere, gezegenlere ve gezegenlerin uydularına yapılacak seferleri oldukça kolaylaştıracak.

İyon Motoru

Yukarıda Mars’ta hayatta kalmak için gerekli bazı teknolojileri sıraladık. Peki ya kızıl gezegene gitmek için gerekli olan teknolojiler neler? Filmde Ares 3 ekibini yolculuk sırasında Hermes uzay aracında görüyoruz. Hermes ise uzaydaki manevralarını iyon motorlarıyla gerçekleştiriyor.

Argon ve Xenon gibi gazların elektriksel yüklemeyle iyonları saniyede 200,000 kilometre hıza ulaştırması, uzay araçlarının diledikleri bölgelere gitmesine olanak sağlıyor. Bir süredir kullanımda olan bu teknoloji, NASA’nın Dawn gibi uzay araçlarının az güç harcayarak çok uzun yol yapmasını sağlıyor.

Güneş Panelleri

güneş paneli

Mars’ta herhangi bir enerji üretim kaynağının var olmadığını göz önüne alırsak, hayatta kalmak için astronotların kendi enerjilerini üretmesi gerekiyor. The Martian’da Watney, güneş panellerini alışılmadık yöntemlerle kullanıp kendine enerji üretmeyi başarıyor.

Güneş panelleri bir süredir ISS’te kullanılan bir teknoloji. İstasyonda bulunan dört set güneş paneli grubu, 84 ile 120 kilowatt elektrik üretebiliyor. ISS, güneş panellerinden 2000’lerin başından beri yararlanıyor ve görünüşe göre daha uzun bir süre istasyonun enerji kaynağı güneş ışınlarından sağlanacak.

Radyoizotop Termoelektrik Üretici (RTG)

NASA, neredeyse 40 yıldır Apollo dahil çeşitli uzay görevleri için gerekli elektriği RTG’lerden sağlıyor. Geçtiğimiz yıllarda gönderilen Curiosity ve ilerleyen yıllarda gönderilecek Mars 2020 gezinti araçları ise bu teknolojinin geliştirilmiş sürümünü kullanıyor. RTG, radyoaktif plutonium-238’den gelen ısıyı güvenilir elektrik güce çevirmeye yarayan bir uzay pili. Örneğin Curiosity’nin RTG’si ortalama 110 watt elektrik üretebiliyor.

The Martian’da gezegene iniş yapan ekip MAV’ın RTG güç kaynağını Hab’dan oldukça uzak bir yere, radyoaktif sızıntı riski sebebiyle gömüyor. Gerçekte ise bir RTG sızıntıları engellemek için birden fazla güçlü ve gelişmiş katmana sahip. Mars’ın yüzeyindeki radyasyon oranı, RTG’den gelene kıyasla çok daha yüksek. Uzaydan Mars’a akan iyonize radyasyon, insan sağlığı için çok daha tehlikeli.

Deniz Köroğlu

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın